2 Temmuz 2008 günü evimizin eşyalarını İstinye’den Kozyatağı’na Horoz Nakliyat ile taşıdık. Taşınma öncesinde nakliye şirketi ararken çevreme sordum. Onların önerdikleri şirketleri internetten araştırdım. Internet sayfalarındaki güven verici, profesyonel bir firma tanıtımı yazılarını okuyunca Horoz Nakliyat ile çalışmaya karar verdik. Ama taşınma günü sıradan firma ile sadece ekstra pahalıya taşındığımızı fark ettik.

- Banyodaki dolabımda kutularında duran altınlarım yok oldu.

- Temiz havluların kolisini açtığımda klozet temizleme fırçasının hiçbir şeye sarılmadan havluların tam ortasına saplandığını gördüm.

- Temiz çarşafların üzerine yerde serili olan kilim katlanıp konulmuştu.

Taşınma işi o kadar uzadı ki ofise giden dolaplar, masalar monte edilmedi, lambalar takılmadı, bulaşık makinesi bağlanmadı. “Çok yorulduk, saat geç oldu” dendi. Eşyalarımız evden eve taşınmadı, yığıldı.

Avrupa standartlarında, eğitimli elemanlarla çalışan bir nakliye firması ile çalışmak demek ki böyle rezil olmakmış dedik, sineye çektik. Taşınmanın ertesi günü kırılan eşyalarımızı, resim çerçevelerimizi, yok olan altınlarımızı, pislik içinde kalan eşyalarımızı görünce Horoz Nakliyat’tan bana fiyat veren kişiyi aradım. Aldığım cevap; “çok güvenilir, işini bilen insanlarla çalışıyoruz, böyle bir şey olamaz” oldu. İş tanımlarını merak etmiyorum çünkü gördüm, yaşadım.

Şu anda yaşadıklarımı buradan anlatmaktan başka bir şey gelmiyor elimden. Sigorta falan kandırmaca zaten. %